Streslə başa çıxmağın ən yaxşı yolu

Dostlarınla Paylaş

Stresle başa çıkmanın en iyi yolu nedir? Pek çoğunuzdan, özellikle öğrenci olanlarınızdan sıkça gelen bir soru bu. Cevabını birlikte aramaya ne dersiniz?
İtiraf edelim. Hepimiz stresteyiz. Günlük hayatımızda, okulda, evde, işyerinde, trafikte… Bütün bu karşılaştığımız zorluklar yetmezmiş gibi bir de bunlara ülke olarak yaşadığımız problemler eklenince iyice bunalıyoruz. Eskiden iki arkadaş oturup konuşurken ülkeyi kurtarırdık, artık bu da yetmiyor bize. Dünyayı kurtarmaya çalışıyoruz. Evdeki tırnak makasının körelmesinden tut, Trump’ın başkan olmasına kadar her şey bize dert! Stres kaynağı.
Bununla başa çıkmak için önerilen pek çok yöntem var: her seferinde tek bir iş yapmak, her şeyi yazmak hatta bir günlük tutmak, egzersiz ya da spor yapmak, iyi bir uyku çekmek, sağlıklı ve dengeli beslenmek… Listeyi uzatıp gidebiliriz. Bu saydıklarımın hepsinin ortak özelliği nedir biliyor musunuz? Hepsi de bir şeyler yaparak sizi stresten kurtarmaya çalışıyor. Oysa ben size başka bir şey önereceğim. Zor bir şey! Stresle başa çıkmak için… hiç bir şey yapmayın!
Hiç bir şey yapmamak, o kadar kolay bir şey değil. Hatta o kadar zor ki bunun için bir zaman makinesi icad etmemiz gerekiyor. Bizi geçmişe ya da geleceğe götürecek bir makine değil bu bahsettiğim. Çünkü kendi aklınız zaten çoğu kez bunu yapar. Sizi geçmişte ya da gelecekte gezdirir. Geçmişin hayaletleriyle korkutur ya da geleceğin bilinmezliğiyle kaygılandırır. O yüzden bir şekilde bizi içinde bulunduğumuz ana geri getirmesi için aklımızı ikna etmemiz gerekiyor.
Hayatımızın çoğu aklımızın içinde geçiyor. Her şey burada. Bizi strese sokan duygular, düşünceler. Bazıları bunları birer topa benzetiyor. Kafanızdaki düşünce ve duyguları durdurmak yerine onlara uzaktan bakmayı öneriyor. Yargılamadan, sadece bakın. Hiç bir şey yapmamaya çalıştığınızda bile kafanıza duygular, düşünceler gelecektir. Onları tıpkı bir jonglör gibi ustalıkla kontrol etmek için rahatlamış ve odaklanmış bir aklımız olmalı.
Büyük, gürültülü, kalabalık, her saniye değişen bir ekrana beş santim öteden bakmanın hayatımız olduğunu düşünüyoruz. Oysa bu resme zaman zaman uzaktan bakmak lazım. Sessiz, sakin, sadece durarak bakmak.
Eğer kendimize ulaşmak istiyorsak bu şart! Kendimize ulaşmak. Bu tabiri çok seviyorum. Şu anda hemen hepimiz envai çeşit teknolojik araçla dünyanın herhangi bir yerindeki kişiye ulaşabiliriz. Peki ya kendimize? Kendimize ulaşmak için bunun tam tersini yapmamız lazım. O envai çeşit teknolojik aracı kapatıp kendimizle baş başa kalmak.
Stresle başa çıkmak için hiç bir şey yapmayın demiştim ya. Sadece bu cümle bile stresi mücadele edilmesi gereken bir düşman gibi gösteriyor. Oysa yapılan araştırmalar bu konuda psikologların bile fikrini değiştirmiş. Araştırmalardan biri 30000 kişi üzerinde yapılmış ve tam 8 yıl sürmüş. Bu araştırmaya katılanlara şu iki soru sorulmuş: “Geçen yıl ne kadar strese maruz kaldınız?” Diğer soru da “Stresin sağlığınız için zararlı olduğunu düşünüyor musunuz?” Ve sonra ne yapmışlar biliyor musunuz? Her yıl bu soruları sordukları insanlardan kaçı ölmüş, ona bakmışlar. Geçen yıl strese maruz kaldığını söyleyen kişilerin ölüm riski tahmin edebileceğiniz gibi %43 artmış. Ama sadece stresin sağlık için zararlı olduğuna inananlar arasında. Buna inanmayanlar, stresli bile olsa gayet sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam etmişler.

İçinde yaşadığımız bu dünya gerçekten çok meşgul, kafası karışık. Bizim de öyle… Stres altındayız. Belki bunu değiştirmek o kadar kolay değil. En azından ona bakış açımızı değiştirebiliriz. Sürekli bir şeyler yapıyoruz. Bir duralım. Derin bir nefes alalım. O nefesi alabildiğimize sevinelim. Geçmişin yüklerini ya da geleceğin kaygılarını bir kenara bırakıp, sessiz, sakin, düşünelim.

TREND XƏBƏRLƏR

loading…


274 total views, 2 views today

FİKİR BİLDİR